Proje Açıklaması

Çatalhöyük bir anda dünyanın hikayesi, James Mellaart’la 1961 yılında başladi. O zamana kadar hiç görmediği duvar resimleri ve mimari kalıntılar karşısında şaşkına dönen Mellaart, bu karşılaştıklarıyla Anadolu Neolitiğinin kapısını aralar. Bereketin ve doğurganlığın sembolü olarak iki leopar tarafından korunan ana tanrıça, evlerin içinde tespit edilen boğa başları ve sokakların oluşmasına imkan vermeyen birbirine bitişik evler muhteşem bir Neolitik kentin varlığını sunar.

Çatalhöyük’ün ikinci dönem öyküsü ise Ian Hodder’ın 1995 yılında Çatalhöyük’e gelmesi ile başlar. Hodder, hem Mellaart’ın bulduklarını anlamak hem de bu bulguların devamını sağlamak amacıyla Çatalhöyük’te uluslararası bir kazı dönemi başlatır. Çatalhöyük insanları kadın, erkek, çocuk, yaşlı arasında hiçbir statü ve sınıf farkı olmadan yaşayan ve toplu ziyafetler veren bir tarım topluluğu olarak tanımlanır. Ölülerini yaşadıkları evlerin altına gömerler ve çoğunlukla bu ölüler ile genetik bir bağları bile bulunmaz. Aktüel Arkeoloji Dergisi 2016 yılının ilk sayısında, hem Anadolu hem de uygarlık tarihi açısından son derece önemli olan Çatalhöyük’ü, bu Neolitik mega kentte yaşayan toplumu, bu toplumun tarım faaliyetlerini, inanç sistemlerini bütünüyle ele alıyor.

 

Insanoğlunun İlk Kenti, Dünya Mirası Çatalhöyük

2012 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilen “Çatalhöyük Neolitik Kenti”ne ilişkin olarak UNESCO Dünya Miras Merkezi tarafından cevaplanması istenen ikinci döngü periyodik rapor anket sorularına ilişkin toplantı, alanla ilgili tüm paydaşların katılımıyla 17 Ocak 2014 tarihinde Konya’da düzenlenmiştir.

Çatalhöyük Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından Dünya Mirası listesine 2009 yılında aday gösterilmişti. UNESCO bu yıl listeye Çatalhöyük ile birlikte 26 yeni varlık kabul etmiş oldu ve toplam varlık sayısı 962’ye ulaştı.

 

Çatalhöyük’un Diğer Özellikleri

 

  • Dünyanın en eski yerleşimlerinden biri olan Çatalhöyük’ün sakinleri, ilk tarımcı topluluklardan da biridir.

 

  • Ö. 7400 ve 6200 yılları arasında önemli bir yerleşim yeri olan Çatalhöyük, 18 Neolitik yerleşim katmanından oluşmaktadır. Söz konusu katmanlarda, sosyal örgütlenmeyi ve yerleşik hayata geçişi simgeleyen duvar resimleri, rölyefler, heykeller yer almaktadır.

 

  • Çatalhöyük, Orta Anadolu’da, günümüzden yaklaşık olarak 9000 yıl önce yerleşim yeri olmuştur. Çatalhöyük, çok geniş bir Neolitik Çağ ve Kalkolitik Çağ yerleşim yeridir.

 

  • Çatalhöyük, 1958 yılında James Mellaart tarafından keşfedilmiştir. Bölgede ilk kazılar 1961-1963 ve 1965 yıllarında yapılmıştır.

 

  • Ilk yerleşimcilerinin avcı-toplayıcı bir topluluktur. Çatalhöyük’ün sakinlerinin 6. Tabakadan itibaren Neolitik Devrim’i gerçekleştirdikleri, buğday, arpa ve bezelye gibi bitkilerin tarımını yapmaya başladıkları düşünülmektedir. Çatalhöyük’ün sakinleri yoğun biçimde avcılığa devam ederken sığırı evcilleştirdikleri belirlenmiştir.

 

  • Çatalhöyük yerleşmesinde pek çok kutsal mekan ya da tapınak vardır. Sayı olarak her iki eve karşılık bir tapmak düşdüğü gözlenmiştir. Evlerin bazısı kutsal tapınma yerleri olarak kullanılmış. Hayvan başı yada boynuzlarıyla süslenmiştir.

 

  • Çatalhöyük, doğu ve batı yönlerinde yan yana iki höyükten oluşmaktadır. Doğudaki Çatalhöyük (Doğu) olarak adlandırılan yerleşme Neolitik Çağ’da, Çatalhöyük (Batı) olarak adlandırılan batıdaki höyük ise Kalkolitik Çağ’da iskan görmüştür.

 

  • Dişiliği ve doğurganlığın sembolü olarak kadın heykelcikleri yapmışlardır.

 

  • Çatalhöyük yerleşim yerinde birçok küçük buluntular bulunmuştur. Bunlar; taş yüzükler, bilezikler, el baltaları, obsidiyen aynalar, kepçeler, iğneler, bizler, topuz başları, taş boncuklar, eyer biçimli el değirmenleri, öğütme taşları, havanlar, havanelleri, açkı taşları, keserler, oval bardaklar, derin kaşıklar, cilalanmış kemikten kemer kopçaları ve kemik aletlerdir.

 

  • Çatalhöyük, köylerden kentsel hayata geçişin de önemli bir kanıtıdır. Çatalhöyük yerleşim yerinde 8000’nin üzerinde insan yaşadığı kabul edilmektedir. Çatalhöyük’ün diğer neolitik yerleşimlerden temel farkı, bir köy yerleşmesini aşarak kentleşme evresini yaşamakta olmasıdır.

 

  • Çatalhöyük yerleşmesinde evler dip dibe sıkışık olarak kerpiçten yapılmıştır. Evlere tavandan giriş vardır, sokak yoktur.

 

  • Konutlara giriş çatıda açılan bir delikten, büyük olasılıkla tahta bir merdivenle sağlanmaktadır. Yan duvarlarda giriş yoktur. Evlerde pencere yoktur. Duvarlarda resimler vardır. İç duvarlar, kirişleri taşıyan direkler kireç bazlı kille sıvanır ve yılda en az bir defa sıvalar yenilenirdi.

 

  • Ölüler evin tabanına cenin pozisyonunda gömülürmüş. Bebekler genelde sazdan sepetler içine gömülürdü.
  • Her ev 80 yıl iskan ediliyor ve daha sonra yıkılıyor. Yıkılırken evler temizleniyor. Bazı kaynaklara göre evdeki taşınabilir eşyalar alınıp, çatı yıkılıyor ahşap direk ve kirişler alınıyor ve ev dolduruluyor. Üzerine yeni ev inşa ediliyor. Bu şekilde 1200 yılda 16 tabaka bulunmuştur.

 

  • Konutların tabanları, duvarları ve içlerindeki tüm yapı ögeleri beyaz renkte bir sıva ile kat kat sıvanmıştır. Yaklaşık 3 cm. kalınlıktaki bir sıvada 160 kat belirlenmiştir.

 

  • Çatalhöyük’te bulunan obsidyenler (jilet keskinliğinde aletler üretebilen siyah renkli volkanik bir camdır) Kapadokya’dan getirilmiştir. Buda insanların uzaklara seyahat ettiğini ve ticaretle ilgilendiği göstermektedir.

 

  • Çatalhöyük yaklaşık olarak 2 bin yıl kesintisiz iskan edilmiştir.

 

  • catalhoyuk-harita17– 1963 yılında yapılan kazı çalışmalarında Çatalhöyük’ün kent planı olduğu anlaşılan bir harita ortaya çıkarılmıştır. 8200 yıllık bu harita, dünyanın bilinen ilk haritasıdır. 3 metre uzunluğunda ve 90 cm. genişliğinde olan harita Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergilenmektedir.

 

  • Çatalhöyük’ün doğusunda bulunan Çatalhöyük Doğu höyük alanı, muhtemelen, bugüne kadar bulunmuş en eski ve en gelişmiş Neolitik Çağ yerleşim merkezidir.

 

 

Çatalhöyük nerededir?

Konya ilinin Çumra ilçesi sınırları altında yer alan Çatalhöyük ilçenin 10 kilometre doğu bölgesinde yer almaktadır. İki tepe düzü olan bir tepe şeklinde ve farklı yüksekliklerde engebeli bir yapıya sahiptir. Bu sebebiyle farklı yükseltilerinden dolayı çatal sıfatını almıştır.